Makale

Makale

Hakikatin Ölümü ya da Ölümlü Hakikat

Death of the Truth or Mortal Truth

Ali ÖZGAN
Yıl 3, Sayı 6, Sayfalar:168-188

Postmodernism, ending the dominance of modernism, also reduced the privilege of elites from economy to culture, from media to politics. Thanks to the development of communication channels and technologies, people whose voices could not be heard became visible, and this situation supported participatory democracy. Transforming from a passive position to an actor that shares content, human beings have found themselves in a world where, thanks to new communication technologies with virtual intelligence, they hear the voices of those who are similar to them, approve their views, but do not tolerate the other. As a result, people were polarized, language of hate and marginalization became inevitable. Truth began to lose its importance at this phase. Scientific facts are not regarded as different from the point of view of the ordinary person. Even if their reality is universally proven, everyone has begun to deny the truth the way they want. People have also begun to accept the discourses that are pleasing to them, even if these discourses are wrong, or put forward them before everyone else.

Postmodernizm, modernizmin hâkimiyetini bitirirken elitlerin ekonomiden kültüre medyadan siyasete ayrıcalıklarını da azaltmıştır. İletişim kanalları ve teknolojilerinin gelişmesiyle sesi gür çıkmayan kesimler görünür olmaya başlamış ve bu durum demokrasinin katılımcılık şartını desteklemiştir. Pasif konumundan içerik paylaşan aktöre dönüşen insanoğlu, kendisini, sanal zekâlı yeni iletişim teknolojileri sayesinde benzerlerin seslerini duydukları, görüşlerini onayladıkları ama ötekine tahammül edilmeyen bir dünyada bulmuştur. Neticede körü körüne kutuplaşmalar doğmuş, nefret dili ve ötekileştirme kaçınılmaz hale gelmiştir. Hakikatin önemini yitirmesi de bu safhada başlamıştır. Bilimsel gerçekler sıradan insanın bakış açısından farklı sayılmamaya, gerçekliği evrensel olarak kanıtlansa da herkes istediği gerçeği yadsımaya, kendisine iyi gelen ve hoşuna giden söylemleri, yanlışsa da kabul etmeye veya herkesten önce ortaya atmaya başlamıştır.