Makale
Makale
Dijital Etiketler, Çevrimiçi Söylenti ve Çocuk Mahremiyeti: Kahramanmaraş Okul Saldırısı Üzerine Bir Çerçeveleme Analizi
Digital Labels, Online Rumor, and Child Privacy: A Framing Analysis of the Kahramanmaraş School Attack
Berkay YILDIRIM
Yıl 9, Sayı 18, Sayfalar:240-269
This study examines how the school attack that took place at a secondary school in Kahramanmaraş was framed through digital labels, online rumor, and child privacy concerns. Based on qualitative framing analysis, the data set consists of official statements, verification/correction materials linked to Anadolu Agency Fact-Check and the Center for Combating Disinformation, Turkish and international news reports, and 121 public X posts published between April 15 and May 15, 2026. The findings show that labels such as incel, Elliot Rodger, C31K, Telegram, and Discord turned into explanatory frames for the attack, while platformed panic, image circulation, and speculative interpretations produced risks of ‘interpretive exposure’ for children. The study argues that ethical responsibility in child-centered crisis reporting must also address harm generated through labeling, rumor, and interpretive framing.
Bu çalışma, Kahramanmaraş’ta bir ortaokulda gerçekleşen saldırının dijital etiketler, çevrimiçi söylenti ve çocuk mahremiyeti ekseninde nasıl anlamlandırıldığını incelemektedir. Nitel çerçeveleme analizine dayanan araştırmanın veri seti; resmî açıklamalar, Anadolu Ajansı Teyit Hattı ve Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) bağlantılı doğrulama/düzeltme içerikleri, Türkiye merkezli ve uluslararası haber metinleri ile 15 Nisan-15 Mayıs 2026 tarihleri arasında yayımlanan 121 kamusal X paylaşımından oluşmaktadır. Bulgular, incel, Elliot Rodger, C31K, Telegram ve Discord gibi etiketlerin saldırıyı açıklayıcı çerçevelere dönüştürdüğünü; platformlaşmış panik, görüntü dolaşımı ve spekülatif yorumların çocuk mahremiyeti açısından ‘yorumsal maruz bırakma’ riski ürettiğini göstermektedir. Çalışma, çocuk odaklı kriz haberciliğinde etik sorumluluğun yalnızca kimlik ve görüntü korumasıyla sınırlı düşünülemeyeceğini; etiketleme, söylenti ve yorum düzeyindeki zarar ihtimalini de kapsaması gerektiğini savunmaktadır.

